Arap Müzikleri, Türkçe Sözler * الموسيقى العربية، كلمات تركية

Müzik Polisi, Şarkılar

Hem dilimizin, hem de kültürümüzün Arapçadan ve Arap kültüründen etkilendiği aşikâr.

Her ne kadar “Aşikâr” sözcüğü Farsça olsa bile, bu yazıyı bitirene kadar onlarca Arapça kelime sarf edeceğimden eminim.

Biz Doğu’lu bir milletiz, “Oriental”ız bir nevi.. Güneyden esen sıcak rüzgarlar hakim oluyor bazen ruhumuza ve bu da müzik zevkimizi etkiliyor; Arap ezgilerini seviyoruz biz (İst. Kai. Bozmaz).

Araplar da bu işi iyi yapıyorlar, ve bize benzer şekilde yapıyorlar. Şimdi Farabî’den başlayıp Arap müziğinin kökenine gitmeyelim ama, bam telimize dokunan çalgılarımız (ud, davul, ney, kanun) hep ortak. Taksim’lerimiz, Makam’larımız, ezgi kalıplarımız benzer..  Bizim bildiğimiz büyüdğümüz müzikler bunlar.. Sözün özü, Arapça bir müziği duyduğumuzda, gayda ile çalınan bir İskoç ezgisini duymamıza göre farklı hissetmemiz çok doğal, biyolojik, kalıtsal..

Hal böyle olunca, Türk Pop müziğinin içindeki insanlar Arap bestelerini transfer etmeyi gayet mantıklı, faydalı -ve ekonomik- buluyorlar tabi. Aslında aynı şey karşı taraf için de geçerli; hit olmuş bir Türk bestesi, Arapça sözlerle, Mısır listelerinde iyi işler yapabiliyor.

İsterseniz elimizdeki envantere şöyle bir göz atalım. Herhalde yüzlerce Arap bestesi vardır tarihimizde ama, ben çok sevdiğim ve sizleri de şaşırtacak parçaları koymak istiyorum.  Başlıyoruz!

Amr Diab, Mısır’ın en önemli Pop yıldızlarından. Söz, beste ve icrasıyla ciddi  başarılı bir adam. 2004’te yayınladığı “Leily Nahary” Albümündeki “Rihet el Habayeb” şarkısını, bakalım bir yerlerden çıkarabilecek misiniz?

Rober Hatemo, 2006’da yayınladığı “Sihirli Değnek” adlı albümdeki “Beyaz ve Sen” şarkısının sözlerini, Mohamed Yehya’nın bu bestesine yazmıştı. Hoş, albümde     “söz-müzik:Rober Hatemo” yazar ama “basım hatası” diyelim 😉

Amr Diab’dan bir şarkı daha yapalım. 1994’teki “We Yeloumouni” şarkısını, 90 kuşağı yaşıtlarım, dinleyince hemen yakalayacaktır.

Bu besteyi de Aşkın Nur Yengi, 1997’de yayınladığı “Haberci” albümünde kullanmıştı ve     “Gel Yabani” şarkısı çıkmıştı karşımıza. Buram buram Arap ezgisi kokan bir şarkıydı.

Amr Diab aynı zamanda Mustafa Sandal’ın “Hatırla Beni”; Murat Başaran’ın “Yetti Gari”; Ebru Gündeş’in “Hayatta Başarılar Diliyorum”  şarkılarının da ilk sahibi.. liste uzar gider..

Bu arada bizim taraftan en çok şarkı alan adamlardan biri de Mustafa Sandal’dır, onu da söylemek lazım. 2007’de yayınladığı “Devamı Var” albümünün çok sevdiğim şarkılarından “Herkes Mecbur” un sözleri Sinan Akçıl’a aitken (albümü Sinan-Musti beraber yaptı zaten) , müziği de Narwan Khoury’den gelmiştir. Aynı besteyi Elissa, “Fatet Seneen” adlı şarkısında (2005 – Albüm: Bastanak) kullanmıştı.

Musti’nin güzel transferlerinden biri de, yine Elissa’nın Bastanak albümünden, albüme de adını veren “Bastanak” bestesi. Lübnan’dan güzel bir beste daha, yine “Devamı Var” albümüne katılmıştı ve biz de onu “Farketmez” olarak dinlemiştik.

Biraz da bizden oraya gidenlere bakalım:

Assi el Hellani’nin , “Sa’alou Ainayeh” şarkısı mesela, -büyük üstad- Murat Başaran’ın bestesindendir. Bizim “Karam” diye bildiğimiz ve Hakan Peker’in “İlla Ki” (2000) albümünü uçuran o oynak şarkı hani..

İbrahim Tatlıses’in “Tek Tek”(2003) albümünden de iki beste sınırın diğer tarafına geçmişti; Tabi Tabi (Diana – Habbak Kawini) & Usta (Fadel Shaker – Allahou A’lam).

Hadi güzel bir şarkıyla kapatalım. Gülşen’in, aynı isimli albümünden, “Of Of” şarkısı, Nelly Makdessi’ye gidiyor ve direkt “Ouf Ouf” olarak ! 🙂  Neyse, yine biz de boş durmamışız 😀

Herkese “Arap ezgileri tadında” mutlu günler !

Reklamlar

Reenkarnasyon*a İnanır Mısınız ?

Sanatçılar

*Ruh göçü; ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği ad.

Nereden aklıma düştü bilmem, 1-2 aydır aynı düşünce dönüyor kafamın içinde:                         “Sıla (Gençoğlu) aynı Sezen Aksu gibi değil mi yahu?”

Sezen Aksu çok şükür hala hayatta ama, sanki ruhu göçtü ve Sıla’da canlandı gibi.. (Nasıl mı? Anlatacağım)

Aynı şekilde, Gülşen de sanki Nazan Öncel’i oldu bizim dönemimizin ?

Bir dakika.. Yoksa böyle bir sanatçılar dizisi mi var, ruhları başka sanatçılara göçen? Olabilir!

Önce bir Sezen-Sıla tezimizi açıklayalım, sonrasına bakacağız..

Hem Sezen hem Sıla, ikisi de:

  • Denizli doğlumlular.. aralarında 80km olan iki  farklı ilçeden çıktılar ve her ikisi de önce İzmir’de, sonra İstanbul’da yaşadı..
  • Söz yazıyorlar, ve yazdıkları sözler bence çok benziyor. Dikkat ederseniz, yazdıkları sözler hep gerçekçi, yoğun, kadın ve bireysel sözler. Yazdıklarındaki genel tatlar çok benzer. Sezen’in söz gücü bariz üstün olmakla birlikte, ikilinin birçok eserini eşleştirmek mümkün: Kalbim Ege’de KaldıEgeli Lodos,  Yine mi Güzeliz Yine mi Çiçek-Vur Kadehi Ustam gibi ağır tonda, “yeri geldi mi rakısını da içen Ege kadını” şarkıları da var; erkekleri ve ilişkileri ti’ye alan Onu Alma Beni Al-Vaziyetler ,  Seni Yerler –…Dan Sonra gibi şarkıları da. Liste uzar gider..
  • Bir müzik ekürisini (tercihen erkek) yanlarına alarak ve adeta onlarla “bir” olarak çalışıyorlar, yaratıyorlar.. Sezen’in ilk yıllarındaki Uzay Heparı’sı 😦 , Sıla’nın Ozan Doğulu’suydu belki.. Sezen’in Onno’su :(, Sıla’nın Efe Bahadır’ıydı.. Her ikisinin de müzik hayatından bu adamları çıkarsaydınız, bugün oldukları kişi olamazlardı..
  • Sanatçılar yaratıyorlar. Sezen’in 40 yıllık sanat yaşantısında yoktan var ettiği, albümlerini baştan sona üstlendiği yıldızlar saymakla bitmez; Levent, Aşkın, Sertab.. Sıla da, kendisi daha çok genç ve yolun başında olmasına rağmen, Gökhan Keser’in piyasaya çıkmasına büyük destek oldu. Gökhan da tıpkı Levent/Aşkın/Sertab gibi “mentor”unun bir dönem geri vokalliğini yapmıştı.
  • Her şeyden öte ve hepsinden önce, tarzları benziyor. İkisi de kadınsı, çekici, bunalım, aşık, cesur ve “İzmirli” kadınlar.. Sezen’in hala yaşlanmaması gibi, Sıla’nın da bundan 30 sene sonra hala kendine hayran bırakıyor olacağından eminim..

(Özel hayatlarıyla ilgili bilinen/bilinmeyen benzerlikleri, “özel” oldukları için yazmıyorum. Müzik dışı konular..)

Bu tip reenkarnasyon şüphesi uyandıran bir çok örnek var tabii. Yazının başında da bahsettim ya, Türk Pop’unun “Sokak Kızı”  lakaplı sanatçısı Nazan Öncel, sanki Gülşen’e el vermiş gibi (Gülşen’in ilk klip şarkısı “Be Adam”da sokak kızı olması bir mesaj mıdır, bilinmez). Bu iki hatun da, Türk pop müziğine argo sözleri, sokak ağzını, konuşma dilini sokan, söz ve içerik olarak cüretkâr şarkılara imza attılar : Erkekler de YanarÖnsöz,  Hay HayYatcaz Kalkcaz Ordayım,  Aşkım Baksana Bana-Bi’ Güzellik Yapsana,  Omzumda Ağla-En Şahanesinden..

Gülşen de zaten Nazan Öncel’in işlerini seviyor.. “Of Of”u aldı zirve yaptı, şarkı hit oldu; “Dillere Düşeceğiz Seninle”yi yeniden sevdirdi.. Ruhları benzeyen bir diğer ikili de Nazan Öncel ve Gülşen bana göre..

Daha mı? Listeyi genişletebiliriz.. Birbirine aşırı benzeyen, bariz reenkarnasyonlar da var, hafif andıranlar da, “wannabe”ler de

Erkan Oğur – Erdem Ergün (birer şarkılarını dinleyin, şaşıracaksınız), Zerrin Özer – Işın Karaca (çok benzemiyorlar mı !), Ümit Sayın-Bahadır Tatlıöz (favori benzerliklerimden), Neşe Karaböcek – Göksel, Müslüm Gürses – Selçuk Demirelli (sesler aynı), Burak Kut – Murat Dalkılıç (benzer fonksiyonlar), Çelik- Soner Sarıkabadayı (ilginç yorum tarzı, bestecilik)   vee Tarkan – Murat Boz (bir fırın ekmek derler ya, onu iki yap sen..)

Ben de bi’dahaki hayatımda Mustafa Sandal olmak istiyorum  🙂